Tel: 0212 872 51 52 - 0533 165 66 33

Barış Mah. Çiftlik Cad. Adakent villaları No-4
Beylikdüzü / İstanbul

MAKALELER

   MAKALELER

ÇOCUK VE ÖZGÜVEN

Özgüven nedir? Özsaygı; Kendini sevme; Kendiyle barışık olma; Psikolojik olgunluk, yani duygusal farkındalık/içgörü sahibi olma; Basit ve yalın olabilme; Kendini doğal olarak iyi ve yeterli hissetme, böylece hayatın zorlukları karşısında yıkılmak yerine sağlıklı çözümler üretebilme ; Kendini güçlü ve güçsüz yanlarıyla kabul edebilme, eleştirilere açık olabilme; İnsanın yalnızlıkla kolaylıkla başa çıkabilmesi, tek başınayken de rahat ve huzurlu olabilmesi; Düşünce ve duygularından rahatlıkla ve utanç duymadan sözedebilme; Sağlıklı karar verebilme; Karar ve düşüncelerine inandığı için bunları karşısındakine sağlıklı iletişim yollarıyla aktarabilme şeklinde açıklanabilir. Özgüven ne değildir? Özgüven sonsuz bir özgürlük duygusu değildir; kişinin “kendimi seviyorum” diye sınırlarını bilmeden hep kendi ihtiyaçlarını düşünerek hareket etmesi değildir; Kişinin bazı geliştirdiği sosyal beceriler sayesinde sosyal ortamlarda şişmiş bir ego ile çok rahatmış gibi davranması ama aslında derinlere bakıldığında sürekli bir iç huzursuzluğu yaşaması değildir. Kendi aksini suda gören Narsisa'nın kendine aşık olmaktan başka seçeneği yoktu. Belki de ancak böyle kapatabilirdi ruhunda açılmış olan yaraları... Peki nasıl oluşuyor bu ruhsal yaralanma? “Bebeklik Dönemi...” Bebeklik döneminde annenin bebeğin fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını yeterli şekilde karşılayamaması sonucu bebeğin dünyayı anlamlandıramaması sonucu oluşabilir. “Utanç...” Ebeveynleri tarafından sürekli eleştirilen, müdahale edilen çocukta “utanç” duygusu gelişir. Hep birşeyleri yanlış yapacakmış, yanlış bir şey söyleyecekmiş korkusu, zaten doğuştan “hatalıymış” duygusu gelir içine yerleşir. “Herkes beni sevsin...” Ayrıca anne babası tarafından hep bir kalıba sokulmaya çalışılmış bir çocuk yetişkin olduğunda da hep karşısındakini memnun etmeye yönelik tavır ve tutumlar geliştirir. Karşısındakinin kendisiyle ilgili ne düşündüğü konusunda aşırı duyarlı olur ve sürekli onun isteklerini tahmin etmeye ve ona göre davranmaya çalışır. Çünkü ancak ve sadece karşısındaki insanların istediği gibi birisi olursa sevilip kabul görebileceğini düşünür. Bu da doğal olarak büyük bir iç çatışma ve huzursuzlukla sonuçlanır. Bir yanda kişinin kendi kişiliği, kendi istekleri, yapabilecekleri ve bir yanda insanların beklentileri... ortada sıkışıp kalır... Sürekli “hata yapmamalıyım yoksa sevilmem” duygusuyla yaşam ne kadar da zordur... Öte yandan kendi sınırlarını bilen ve ona göre karar alabilen kişiler, kendisini aşan ve zorlanacağını düşündüğü konularda “hayır” diyebilirler ve beklentileri karşılayabilmek konusunda ne kendilerini ne de başkalarını üzmüş olurlar. “Hep yanımda biri olsun...” Diğer uçta aşırı korumacı tutumlar mevcut. Bu tutumlar çocukların gün gelip de okul ortamı veya sosyal ortamlar gibi ebeveynsiz ortamlarda bulunmak zorunda kaldığında “sudan çıkmış balık” gibi hissetmesine neden olur. Çocuk o güne dek başardığı şeyleri tek başına değil de hep anne babası sayesinde başardığını farkeder ve onlar yanında olmazsa bir hiç olduğunu düşünür. Bu duygular yetişkinliğe kadar taşınabilir. Bu nedenle çocuğun yetkinliğini hissetmesi gerekir. Yani “bunu ben başardım” duygusunu yaşayabilmesi için ona değişik ortamlarda defalarca fırsat verilmesi gerekir. Çocuk birşey dener, başaramaz, tekrar dener, yine başaramaz, tekrar dener ve sonunda başarır. Böylelikle kendisi ve yapabilecekleri konusunda fikir sahibi olmaya başlar. Çocuk mutlu olsun diye anne babalar onun yerine düşünürse çocuğun düşünmesine gerek kalmaz; onun yerine karar verirse çocuk karar vermeyi öğrenemez; çocuğun işlerini yaparsa çocuk bağımlı olur, kendisiyle ilgili yanlış algı ve inançlara sahip olabilir. Ebeveynlik: “Çok sarılıp öpersek çocuk şımarır” Başka ihtiyaçları gözardı edilip suçluluk duygusuyla sürekli öpülen çocuklarda olumsuz davranışlar görülebilir. “Çok ilgi çocuğu doyumsuz yapar” Tam tersine az ilgi çocuğu doyumsuz yapar, çünkü çocuk az ilgiyle doymaz ve olumsuz da olsa ilgi alabilmek için davranış problemlerine başvurur. Çünkü çocuk öyle veya böyle görülmek ister. “Gerçek hayat çok acımasız. Çocuk da hayatın nasıl olduğunu şimdiden öğrensin” diyerek sınırlarının üzerinde sorumluluklar yüklenen çocukta başarısızlık ve yetersizlik duyguları gelişir. “Çocuğu övmek onu şımartır” Elbetteki gereksiz, yersiz veya haddinden fazla övgü çocuğun anne babaya olan güvenini sarsar. Çocuk dürüst olmayan bir övgüyü hemen anlar ve hak etmediğini bilir. “Dünya tehlikelerle dolu, çocuğu sürekli korumak gerek” tutumunun aşırıya kaçması durumu Elbetteki çocuğumuzu korumak zorundayız. Ancak aşırı korumacı yaklaşımlar çocuğu geliştirmez, bağımsızlık ve bireyselliğini desteklemez. Ebeveynler Neler Yapmalılar? Altın kurallar: * Çocuğu dinlemeli, duygu ve düşüncelerinin önemli olduğunu ona hissettirmeli. * Çocuğu koşulsuz sevmeli, biricik ve özel olduğunu hissettirebilmeli. * Yaşına göre sorumluluk vermeli ve çocuğa güvenebilmeli, ona güvendiğini gösterebilmeli. Anne baba ona güvenmeli ki o da kendisine güvensin. Ayrıca çocuğun limitlerini bilmek ve beklentileri kapasiteye göre ayarlayabilmek de çok önemli. * Aşırı korumacı yaklaşmak yerine çocuk büyüdükçe yaşına göre bağımsızlığını desteklemeli. Bir yaş civarında arkasında durarak düşüp tekrar kalkma tecrübesini yaşamasına, ergen olduğunda arkadaşlarıyla sinemaya gitmesine izin verebilmeli... * Ebeveynlerin kendilerinin de özgüven sahibi birer yetişkin olarak çocuklarına model olmaları gerekir. Hatalar karşısında “sadece bir hayat tecrübesiydi” diyebilmek yerine kendisini çocuğunun önünde acımasızca eleştiren ebeveyn olumsuz bir örnek teşkil eder. İyimser bakış açılarına sahip aile ortamlarında yetişmek çocuğun özgüveninin gelişmesinde etkilidir. * Sağlıklı iletişimlerin yaşandığı güven temelli ev ortamları yaratabilmeli. * Çocukların yaşı büyüdükçe okul ve arkadaş çevresi özgüveni üzerinde zaman zaman olumsuz etkiler oluşturmaya başlayabilir. Anne babaların aşırı korumacı yaklaşmadan, bu gibi yaşantılara duyarlı olması ve çocuğun kendisiyle ilgili pozitif inançlarını tazelemesine yardımcı olması gerekir.

OKULA ALIŞMA DÖNEMİ

Çocuğun okula başlamasıyla ailesi ve kendisi için yeni bir hayat sayfası açılıyor. Okulun ilk haftaları karışık duygular yaşanır. Ebeveynler bir yandan gurur, onur ve ümit, diğer yandan korku ve endişe gibi hisler yaşarlar. Kimi çocuk heyecanlı ve mutlu, kimi çocuk ise mutsuz ve kaygılı davranacaktır.

Çocuk psikolojisi için okula başlamak, aileden kopma ve bağımsızlığa bir adım daha atmak demektir. Buda çocuklarda eminsizlik ve kaygılar yaratabilir, çünkü onu ne beklediğini bilmemek dedir. Okula başlama ve okula alışma dönemi çocuk ve ailesi için büyük değişim demektir. Bu değişim döneminde çocuğunuzu destekleyebilmek için onu anlamaya çalışın, onun sıkıntılarına kaygılarına kulak verin ve konuşun. Destekleyici, sabırlı ve cesaret verici davranın. Çocuğunuza güvenin. Yaptığı doğrular için övün. Başka çocuklarla asla kıyaslamayın.

Pedagojik Tavsiyeler:

En önemlisi çocuğunuzun henüz altı yaşında bir oyun çocuğu olduğunu unutmayın. Okula başladı diye çocuğunuzu sorumluluklarla boğmayın. Onun bir yetişkin gibi davranmasını beklemeyin. ‘Ders çalış’ ve ‘okuma yazma öğren’ baskısı gibi tutumlara girmeyin.

Sizin yardımınızla çocuğunuz bu değişime zamanla alışacaktır.

  • Çocuğunuzla konuşarak okula alıştırın.
    - Zamanla okuma yazma öğreneceğini,
    - yeni arkadaşlarla tanışacağını,
    - ilginç ve heyecanlı şeyler yaşayacağını, söyleyin.
    Abartılı konuşmamaya özen gösterin çünkü sonradan çocuğunuzun hayal kırıklığına uğramasına sebep olabilirsiniz.
  • Okul alışverişlerinizi beraber yapın. Çocuğunuza seçim hakkı tanıyın.
  • Çocuğunuza ders çalışabilecek masa ayarlayın. Masanın bulunduğu yerin çocuğun dikkatini dağıtmayacak yerde olmasına özen gösterin.
  • Ertesi gün çocuğunuzun dinlenmiş olarak kalkması için düzenli saatlerde yatırın.
  • Günlük yaşamınızı mümkün olduğu kadarıyla stressiz geçirmeye özen gösterin veya kendi stresinizi yansıtmamaya gayret edin.
  • Çocuğunuzu sabahları zamanında kaldırın ki
    - kendine gelmesine,
    - elini yüzünü yıkamasına
    - ve rahat sabah kahvaltısını yapmasına zamanı olsun.
  • Evden çıkma hazırlığınız ve okula gitme yolunuz için zaman ayırın ki çocuğunuz stressiz okula başlasın.
  • Okula düzenli olarak gidin ve çocuğunuzun öğretmeniyle görüşün. Bu şekilde hem çocuğunuzun durumunu öğrenmiş, ayrıca çocuğunuza yeni çevresiyle ilgilendiğinizi göstermiş olursunuz.
  • Eve gelince çocuğunuzun dinlenmesine fırsat verin, onu sorgularla boğmayın.
  • Yemekten sonra çocuğunuzun dinlenmesine zaman tanıyın. Kesinlikle hemen derslere başlamayın.
  • Çocuğunuza zaman ayırın. Bunaltmamak kaydıyla gününü ve derslerini sorun.   Sizinle birlikte eğlenceli vakit geçirmesini sağlayın.
  • Çocuğunuza her gün bir şeyler okuyarak örnek olun. Okumaya özendirin.
  • Çocuğunuzun okul dışı yapabileceği sosyal faaliyetlerde destekleyin (örneğin spor, müzik,…).

"MAGİC MATH ARİTMATİK ZEKA EĞİTİMİ" ARTIK KURUMUMUZDA:)

ULUSLAR ARASI BİR EĞİTİM OLAN MAGİC MATH ARİTMETİK ZEKA EĞİTİMİ İLE ÇOCUKLAR
HESAP MAKİNASI GİBİ HİÇBİR TEKNOLOJİK HESAPLAMA AYGITINA İHTİYAÇ
DUYMADAN ZİHİNDEN 10 BASAMAĞA KADAR 4 İŞLEMİ YAPABİLMEKTEDİRLER.
SİZİN ÇOCUĞUNUZUNDA DÖRT İŞLEMİ ZİHNİNDEN ÇÖZMESİNİ İSTEMEZ MİSİNİZ?

 

 

 

MAGİC MATH İLE ÇOCUKLARINIZ;
-SAĞ VE SOL BEYNİ AKTİF OLARAK KULLANIR.
-PROBLEM ÇÖZME KABİLİYETİ GELİŞİR.
-DİKKATİ VE KOSANTRASYONU ARTAR.
-ANALİTİK DÜŞÜNME BECERİSİ GELİŞİR.
-MATEMATİĞE KARŞI GÜVENİ ARTAR.
-ARİTMETİK 4 İŞLEMİ ZİHİNDEN YAPAR.

 

Magic Math Aritmetik  Zeka Eğitiminde kullanılan teknikler; beynin hızlıca gelişmesini, sağ ve sol yarımküreyi aktif olarak
kullanılmasını sağlar.

ÇOCUKLARA SAYGI NASIL ÖĞRETİLMELİ?


Çocuklar evde ve çevrede nezaketi ve saygıyı gördükçe bu davranışın önemini anlar. Çocuklarınızın okuduğu kitapları ve izlediği programları kontrol edin.

Çocuğunuz hal ve hareketine, sözlerine dikkat etmiyor, nerede nasıl davranılacağını bilmiyor ve saygıdan bihaber mi? Çocukların karakterlerinin oluşmasında TV etkili. Ama evde anne-babanın ve aile bireylerinin konuşması, davranışı saygının oluşmasında önemli rol oynuyor. Çocuklar saygıyı önce sizde görmeli.





Ailelerin çocukları hakkında en çok şikâyette bulundukları konu onlardaki saygısız davranışlardır. Çocuklar kendi aralarında büyüklerin yanında oturup kalkmasına, konuşmalarına hiç dikkat etmiyor. Büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atıyor, her şeyi ulu orta söylüyor, birbirlerini en acımasız şekilde eleştiriyorlar.

Çocukların bu duruma gelmesinde şüphesiz televizyon ve çevre oldukça etkilidir. Dizilerde edep, terbiye, görgü ve kültüre ters düşen davranışlar, çocukların kişileri model alması, saygısız davranışları daha çok tetikliyor. Saygı ve edep konusunda anne-babanın uyarırken yanlış üslup kullanmaları da çocuklarda iticiliğe neden oluyor.

Anne-babanın, tartışmalarında birbirlerine karşı kullandıkları incitici ve aşağılayıcı kelimeler çocukların olumsuz etkilenmelerine yol açıyor. Ebeveyn o an fark etmese de çocuk bundan oldukça etkileniyor. Akranları arasında öyle davranmaya başlıyor.

Genellikle başkalarına karşı saygılı davranış göstermeyen çocukların kendilerine özsaygıları oldukça düşüktür. Aile içinde fertlerin birbirlerine karşı saygı davranışları, nezaketli konuşmaları ne kadar çok olursa çocuğun saygılı olması da o kadar beklenir. Başkalarının haklarını koruyup büyüklere hürmet hissiyle dolu, çevresine maddi ve manevi olarak zarar vermeyen çocuk saygılı çocuk olarak nitelendirilir.

Çocuğunuzun saygılı olmasını istiyorsanız ciddiyet gerektiren konularda ciddi davranmalısınız. Laubaliliğe kaçılmadan konuşmanın başında ve sonunda bu ciddiyet korunmalıdır. Çocuğa anlatılacak meselede ebeveyn ne kadar ciddi olursa, çocuk o denli meselenin önemli olduğunu kavrar. Ciddiyeten sertlik değil, kararlı ve söylediğinden emin olmak anlaşılmalıdır.
 


ÇOCUĞUNUZU GÖZLEMLEYİN

Her söylediğinize sizi rencide edecek şekilde cevap veriyorsa,

Sürekli herkesi tersliyor, ses tonunu yükseltiyorsa,

Öğretmenlerine karşı üslubuna dikkat etmeden konuşuyor, evde öğretmeniyle ilgili eleştiri yapıyorsa,

Argo kelimeleri rahatlıkla çekinmeden söylüyorsa,

Arkadaşlarına karşı her zaman sert davranıyorsa, mutlaka saygı durumu gözden geçirilmelidir.

Teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi öğretin

Küçük yaştan itibaren sadece diğer insanlara değil, çocuğun çevresindeki bütün varlıklara saygı duymasını öğretin.

Özgüven ve saygı ayrımı iyi yapılmalı. Çocuğun kendine güveni gelişsin diye her şeyi rahatça söylemesine müsaade etmeyin.

Anne-baba olarak hatalara karşı sınırları belirlenmiş olarak hoşgörülü davranın.

Çocuk kuralları öğrenirken gerçekten doğru olduğuna inandığı için ona uymalı, anne-baba dediği için değil.

Çocuğun yüzüne karşı kötü söz söylemeyin ve eleştiri yapmayın.

Yaptığı güzel davranış ve yerine getirdiği görevler için mutlaka teşekkür edin.

Alaya almayın.

Özür dileme ve teşekkür etme alışkanlığı kazandırmak için yeri geldikçe özür dileyin, teşekkür edin.

ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMLERİ

Çocuğunuzla sağlıklı büyümesi için doğduğu ilk günden itibaren verdiğiniz en büyük mücadelelerden biri de onu uyutmak. Çocuğunuzun uyku konusunda sizinle inatlaşmasını ortadan kaldırmak için neler yapılabileceğini gelin birlikte görelim:

Çocuğunuzun uyku düzenini kazanabilmesi için ilk kural bebeklik döneminden itibaren kendi yatağında yatması alışkanlığının kazandırılmasıdır. “ Uykuya geçmek istemiyor bu nedenle yanımıza alıyoruz.” , “ Gece ağlayarak uyanıyor ve yanımıza geliyor.” , “ Ben de uykusuz kalıyorum ve onunla birlikte yatmak çok güzel oluyor.”  gibi birtakım gerekçelerle çocuk bireyselleşme  sürecini tam olarak tamamlayamamakta ve uyku düzensizliklerine neden olmaktadır.

Çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde uyku evresine geçebilmesi için gün içerisinde enerjisini boşaltabilecek aktiviteleri yapmış olması gerekir, bu nedenle onunla gün içerisinde hareketli oyunlar oynayın. Uykuya hazırlık  ve uyku evresi  hep aynı saatlerde olmalı ki çocuğunuz bunu bir disiplin haline getirsin ve biyolojik saati devreye girebilsin.Odası ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamalıdır. Rahat edebileceği uyku kıyafetleri tercih edin, çok sıkı giydirmemeye özen gösterin.Uyku için tamamen sessiz bir ortam oluşturmayın, evin içindeki olağan seslerin yanında kısık  sesli bir müzik dinletilebilir, böylece ileride her ortamda uyuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Çocuğunuz eğlenceli bir oyun oynarken uyku konusunda size uyum sağlamayacaktır, o oyununu oynarken birazdan uykuya geçeceğinizi haber verin ve ondan  oyununu yavaş yavaş bitirmesini isteyin. Evde siz eğlenirken ya da bir davete gidecek kıyafetler içerisindeyken ondan uykuya geçmesini istemeniz çok doğru olmayacaktır, bu nedenle ( en azından alıştırma evresinde ) siz de televizyonun sesini biraz kısabilir, uykunuz gelmiş gibi yapabilir, uyku kıyafetlerinizi giyebilirsiniz. Uykuya geçiş evresinde ılık bir duş yaptırabilirsiniz, birlikte banyo aktivitelerinizi yapın. ( diş fırçalama, tuvalete gitme, elleri yıkama vb. ) Odasına gidin ve gece lambanızı açın ( kendisinin bu aktiviteyi yapması çok daha yararlı olacaktır bu nedenle gece lambasını onun kullanabileceği bir şekilde hazırlayın. ) Yatağına yatmadan önce sevdiği bir bebek ya da ayıcık varsa yatağının kenarında ona da bir yer hazırlayın  ve onu birlikte yatırın , bebeğin üstünü birlikte örtün ve sessiz bir şekilde ona iyi geceler öpücüğü vermesini sağlayın. O yatağında yatarken bir hikaye kitabı okuyabilir ya da bir masal anlatabilirsiniz. Masalın ya da hikaye kitabının heyecan içerikli ya da üzüntülü  olmamasına özen gösterin bu onun uykuya dalmasını zorlaştıracaktır. Eğer çocuğunuz, sinirli, üzgün ve korkmuş ise bu duygularla yatmasına izin vermeyin, onu rahatlatın   ve onunla konuşun.  Ona dokunun ve yanında olduğunuzu ona hissettirin.

Gece uyandığında yanınıza gelmek istediğinde bu konuda kararlı olmalı ve onu ( uykunuz olsa dahi ) yatağına geri götürmelisiniz. Bu sürecin uzaması anne-babanın bu konuda gerekli tutumu ve davranışı sergilememesinden kaynaklanır. Eğer çocuğunuz korkmuşsa  ya da ağlıyorsa ona hemen dokunun, yanında olduğunuzu ona hissettirin, ( endişelerinizi hissettirmeyin) rahatlatın ve yatağına yatırın, uykuya dalana kadar yanında kalabilirsiniz.

Tüm bunları yapmanıza rağmen çocuğunuzda uyku problemi yaşıyorsanız bir uzman desteği almanız yararlı olacaktır.
Çocuklarda görülen uyku bozuklukları:

• Gece boyunca sık uyanma,

• Uykuda konuşma,

• Uykuya dalmada güçlük,

• Ağlayarak uyanma,

• Gündüz uyuklama,

• Kabus ya da korkulu rüya görme,

• Yatak ıslatma,

• Diş gıcırdatma veya sıkma,

• Erken uyanma,

• Uyurgezerlik

Uyku bozuklukları çocuğunuzun hastalık dönemlerinde, yaşamında önemli bir değişiklik olduğunda,yanlış uyku alışkanlıklarında,  aile içinde çatışmalar yaşandığında , evde ya da okulda kaygı yaratan bir problemle karşılaştığında görülebilir ve yine  bir uzman desteği gerekecektir.

Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri

Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı  ve  artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin  kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini ,  onun kendileri için hala özel  ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk  rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.

Doğum Öncesi Önlemler

-   Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde  ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam  beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini  hissedebilmesi gerekiyor.
-   Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak , her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları  kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerim  geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu  bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne  henüz sahip değildir.
-   3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. ( yarım gün ya da tam gün )
-   3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek , inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.
-   Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken  onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak  aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.
-   Kardeşi  doğmadan önce  fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.
-   Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.
-   Eşler arasında   doğum sonrasında  aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin  paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Doğum Sonrası Önlemler

- Doğum zamanı yaklaştıkça  annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun   gösterilmesi gerekmektedir.
- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler  ( odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş  gibi ) çocukta gerginlik yaratabilir.
- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması ( tercihen baba )  kardeşi ile ilgili duygularının alınması ,  gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.
- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. ( bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.)
-   Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında  bebeğin   kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.Kardeşten gelen güzel bir  merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.
- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca  içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin,  aynı yakınlıkta da onun olmasına özen  göstermelidir.Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.
- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.
- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev  değişimi yapılmalı , anne ile birlikte yapılan eğlenceli  aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği  ona hissettirilmelidir.
- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.
- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin  yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.
- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli  ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa   tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.
- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin  olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.
- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır.  3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği  oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.
- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız.  Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.

İki kardeş arasında öfke , kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki  her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır.  Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.

Kardeş Kınkaçlığı ve Çözümleri

Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık ya

Çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için  dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine  uygun olarak yapılan aktiviteler  ve oyunlarla  bu gelişimlerinin desteklenmesi gerekir. Koruyucu  kollayıcı anne- baba tutumu çocukların bu gelişim özelliklerini sergilemesine büyük bir engeldir. Örneğin;  mutlu olması için oyun  parkına  götürülen bir çocuğun kaydıraktan  düşebileceği endişesi ile kaydırağa bindirilmemesi , elinden tutularak kaydırılması ya da makas kullandığında bir yerine zarar verilebileceği endişesi ile eline makas verilmemesi çocuğun motor becerilerinin gelişmesini engelleyecek , kendisine güveni yetersiz bir birey oluşma sürecini başlatacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğunuzun yaş dönemine uygun olarak gerekli olan tüm becerileri kazanmasını sağlayacak aktiviteleri birlikte yapmalısınız.

Okul öncesi dönemde çocuğunuzun gelişiminin desteklenmesi için oyuncak mağazalarına gittiğinizde onlara en çok yararlı olabilecek oyuncağı seçmek için çok çaba gösteriyor , oyuncakları tek tek inceliyor , bunun için büyük zaman  ve para harcıyorsunuzdur. Anne – babaların tüm bunlara rağmen “Acaba çocuğum için iyi bir oyuncak aldım mı? Onun için yeterli bir oyuncak mı? Bu oyuncak çok pahallı ama ona bir şey kazandırabilir mi?” gibi endişeleri hala duyabiliyoruz.

Oyuncaklar çocuklarınızın sağlıklı gelişmesi için elbetteki çok önemli, okul öncesi dönemi  (0-6 yaş)  çocuğunuz için “ oyun çağı” olarak değerlendiririz bu nedenle doyasıya oyun oynamalıdır.Ama bu oyunu sadece mağazadan satın alınan oyuncaklarla sınırlandırmak doğru bir düşünce tarzı değildir. Oynanan oyunların çocuğunuzun bilişsel becerilerini arttıracak, onu bazen düşünmeye sevk edecek,  yaratıcılığını destekleyecek, ince ve kaba motor becerilerini  kuvvetlendirecek nitelikte olması gerekmektedir.  Çocuğunuzun eline verilen bir gazeteden  ya da dergiden sevdiği resimleri kesmeye çalışması, bu kestiği parçalardan bazılarını elindeki renkli kalemlerle boyaması , boyadığı parçalara bir ip , düğme ( yutmayacağı büyüklükte) yapıştırmaya çalışması, oluşturduğu nesnelerden  bir hikaye oluşturması ve bu hikayeyi size anlatması çocuğunuzun motor becerilerini, dil- bilişsel  becerilerini, yaratıcılığını çok daha fazla destekleyecektir. Bu nedenle çocuklarınızla birlikte bu tür eğlenceli kesme- yapıştırma- boyama aktivitelerini daha fazla yaparak hem gelişimlerini daha fazla destekleyebilir  hem de onları daha fazla mutlu edebilirsiniz.

pıldığı  ve  artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.

Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin  kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini ,  onun kendileri için hala özel  ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk  rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.

Doğum Öncesi Önlemler

-   Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde  ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam  beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini  hissedebilmesi gerekiyor.
-   Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak , her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları  kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerim  geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu  bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne  henüz sahip değildir.
-   3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. ( yarım gün ya da tam gün )
-   3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek , inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.
-   Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken  onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak  aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.
-   Kardeşi  doğmadan önce  fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.
-   Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.
-   Eşler arasında   doğum sonrasında  aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin  paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Doğum Sonrası Önlemler

- Doğum zamanı yaklaştıkça  annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun   gösterilmesi gerekmektedir.
- Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler  ( odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş  gibi ) çocukta gerginlik yaratabilir.
- Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması ( tercihen baba )  kardeşi ile ilgili duygularının alınması ,  gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.
- Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. ( bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.)
-   Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında  bebeğin   kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır.Kardeşten gelen güzel bir  merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.
- Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca  içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
- Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin,  aynı yakınlıkta da onun olmasına özen  göstermelidir.Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.
- Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.
- Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev  değişimi yapılmalı , anne ile birlikte yapılan eğlenceli  aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği  ona hissettirilmelidir.
- Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.
- Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin  yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.
- Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli  ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa   tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.
- Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin  olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.
- Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır.  3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği  oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.
- Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız.  Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.

İki kardeş arasında öfke , kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki  her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır.  Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.

Tuvalet Eğitimi

Her çocuğun gelişimsel hızı farklıdır. Bu nedenle her çocuk farklı zamanlarda tuvalet eğitimine başlayabilir.  Bir çok anne- baba,  çocuklarının bir an önce çiş eğitimine geçmesi için acele etmekte ya da bu konuda geç kaldığını düşünmektedir.

Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalı? Ne zaman geç kalınmış olur ? Tuvalet eğitiminde bazı çocuklar 3-3.5 yaşa kadar fiziksel ve zihinsel anlamda hazır olmazken bazı çocuklar 18- 24. aylarda hazırım sinyalleri vermekte ve kısa bir sürede bu eğitimi tamamlamaktadır.

Öncelikli olarak çocuğunuzun çiş eğitimi alabilmesi için fiziksel ve zihinsel  anlamda bu  eğitime hazır olması gerekir. Eğer çocuğunuz 3 saatten fazla idrarını tutabiliyor hale gelebiliyorsa bu sürece hazır hale gelebildiğini gösteriyordur. Çünkü çocuğunuz artık fiziksel ve zihinsel anlamda gerekli olan mesane kontrolünü sağlayabilmiştir. Tuvaletinin geldiğini size davranışsal ya da sözel anlamda  işaret  veriyorsa hemen bu uyarıları fark etmeli ve onu eğlenceli bir şekilde tuvalete götürmelisiniz. Çocuğunuzu tuvalet eğitimine olan motivasyonu da oldukça önemlidir. Tuvalete giderken sizi taklit etmeye başlamışsa ve bağımsız olarak hareketlerini kontrol etme ihtiyacı duyuyorsa ( ben yapacağım gibi) işiniz daha da kolaylaşır. Fakat bu motivasyonu sağlaması için sabırlı olmalı ve onu beklemelisiniz. Önemli olan sizin eğitime başlama kararınız değildir onun hazır olduğu andır. Siz ne kadar çok isteseniz de, çok çabalar gösterseniz de bu eğitim süreci başarısız olabilir, o hazır olduğunda size olumlu tepkiler verecektir.

Tuvalet eğitimine başlarken sizin de çocuğunuzun da içinde bulunduğu ortamın huzurlu olması çok önemlidir. Stresli bir dönemde ise bu eğitime hazır olamayacak siz de bu süreçte gerekli sabrı gösteremeyeceksinizdir. Bazı çocuklar bu eğitim sürecini kısa bir zamanda tamamlarken  bazı çocuklarda bu süreç ayları alabilir. Bunun için acele etmemeli, çocuğa baskı yapmamalı ve endişenizi çocuğunuza hissettirmemelisiniz. Bunu hisseden çocuğunuzun tuvalet eğitimi gecikecek ve çocuğunuz beklediğiniz tepkileri veremeyecektir.

Hazır olduğunu hissettiğiniz çocuğunuzla önce bir alışverişe çıkın ve ona kendi seçtiği ve beğendiği ( tercihen eğlenceli)  bir tuvalet oturağı almalısınız. Eve oturağı getirdiğinizde tuvalette istediği bir köşeye birlikte yerleştirin, oyuncaklarını ya da bebeklerini yanına getirin ve oturağında oturtmalı oyunlar oynayın.Eğer yetişkin tuvaletine yerleştirilen bir oturak almışsanız çocuğunuzun kendisini güvende hissetmesi ve korkmaması için ayaklarını koyabileceği bir zemin hazırlayın. Daha sonra kendisinin oturup oturmak istemediğini sorun   ( eğer istemiyorsa onu zorlamayın) , başlangıç olarak hemen kıyafetlerini soymayın, bu onu tedirgin edebilir. Ama bunu sözel olarak ifade edebilirsiniz.( çişimizi yaparken altımızda pantolonumuz varsa çıkarırız, çünkü çişimiz üstümüze gelir gibi)  Sonrasında aslında bunun bir oyuncak olmadığını , kakası ya da çişi geldiğinde kullanması gereken bir materyal olduğunu ona anlatın. Kendinizden – babasından örnekler verebilirsiniz. Bu yaş dönemleri taklit davranışların en çok gözlemlendiği dönemdir . Bu nedenle tuvalet eğitiminde de sizi taklit etmesini sağlayabilirsiniz. Bezine kakasını yaptığında bezdeki kakayı tuvalet boşaltın ki oturağının ne işe yaradığını ona daha net bir şekilde gösterebilesiniz.

Çocuğunuz oturağına oturmayı kabul ettiğinde bu davranışın onun yaşamının rutin bir parçası olduğunu ona gösterin.Yani kahvaltıdan sonra, banyodan önce, sokağa çıkmadan önce, uyumadan önce uygulayın. Bunu yaparken önce az sayıda yapın zamanla bu sayıyı arttırın. Eğitimi çocuğunuza başlangıçta sık sık hatırlatır ve onu sürekli olarak tuvalete götürürseniz onu bu durumda sıkarsınız ve sizinle  inatlaşmaya başlar. Tuvalete gidemediğinde  ya da yetişemediğinde altına kaçırabilir, bunu olağan karşılayın ve hemen eskisi gibi rutin temizliğini yapın, başarılarını övün , kazaları görmezden gelin. Kendisini suçlu hissetmemesine özen gösterin. Başardığını gören çocuk kakasını ya da çişini yaptığında  görmek isteyebilir, bu nedenle hemen sifonu çekmeyin. Bu onu mutsuz edebilir. Gündüzleri  bez kullanmayın, bu dönemde alıştırma kilodunu kullanabilirsiniz. Önce gündüz sonra gece kaçırmaları sona erecektir. Çocuğunuz yukarıda anlattığımız tepkileri vermediğinde sinirlenmeyin, hemen çiş eğitimine ara verin, sonrasında yeniden başlayabilirsiniz, bunu onsuz başaramazsınız bu nedenle onun hazır olmasını beklemek zorundasınız. Kız çocukları tuvalet  eğitimine erkek çocuklarından daha önce hazır hale gelebilirler.Kız çocuklarında tuvalet temizliğinin önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın.Kızınız kendi kendine bunu yapabilecek duruma geldiğinde ona bunu öğretin ve sonrasında 2. bir tuvalet kağıdı ile kurulamasını öğretin. ( hafif vuruşlar şeklinde – hızlı yapmamasına dikkat edin)

Tuvalet eğitiminde idrar yolu enfeksiyonları gözlemlenebilir. Sık idrara çıkma, altına kaçırma, çiş yaparken acıma , karın ağrısı ile karşılaştığında çocuk doktorunuzla iletişim kurmalı ve eğitime bir süreliğine ara vermelisiniz. Kız çocukları ve erkek çocuklarının tuvalete oturma şekli birbirinden farklıdır. Bazen kız çocukları erkekler çocukları gibi, erkek çocukları da  kız çocukları gibi oturmak isteyebilir. Bunu başlangıçta çok fazla engellemeyin, birkaç kere deneyebilir, zamanla bu pozisyona vücut parçalarının uygun olmadığını anlayacak ve doğru oturma pozisyonuna geçebilecektir.  Fakat erkek çocukları kız çocuklarına göre iki pozisyonu birlikte öğrendiklerinden  bu süreç kız çocuklarına göre daha uzun sürebilir. Çünkü çişini yaparken ayakta, kakasını yaparken oturuyor olacaktır , bu nedenle tuvalet eğitiminde kız çocukları ile oğlunuzu asla karşılaştırmayın. Oğlunuz önce oturarak yapmayı öğrenebilir, ayakta yaparak öğrenmesini sağlamak için baba, amca ya da dayısını  izlemesini sağlayabilirsiniz, onu örnek alabilir. Bu çalışmalar yapılırken ayakta çiş yapmayı eğlenceli hale getirebilirsiniz, ( hedefe ulaşma oyunu: peçeteyi tuvaletin içinde bir köşeye düşürün ve onu ıslatma oyunu oynayın, ıslatınca mutlu olun ve takdir edin) ) Bu geçiş süreci  için de onu zorlamamaya özen gösterin.

Çocuğunuz tuvalette uzun süre oturmak istemeyebilir bu süreyi uzatmak ya da tuvalette sıkılmasını engellemek için birlikte oyuncakları ile vakit geçirebilir, güzel masallar anlatabilir, hikayeler okuyabilirsiniz.  Kabızlık durumları da bu süreçte sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur, böyle durumlarda çocuk doktorunuzla iletişim kurmalısınız. Bir süre ara verebilirsiniz . Tüm yukarıda anlattıklarımı yapmanıza rağmen çocuğunuz tuvalet eğitimini gerçekleştiremiyorsa bir çocuk doktoru ya da   çocuk psikiyatristi ile görüşmeli ve ayrıntılı muayene ettirmelisiniz.

Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı

 

Bugün bütün bilim dallarında olduğu gibi, tıp alanında da uzmanlaşmaya gidilmektedir. Modern diş hekimliğinde de buna paralel olarak, çocuk dişleri ayrı bir dal haline gelmiştir.

PEDODONTİ NEDİR?
Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) ‘çocuk dişleri’ anlamına gelmektedir. ‘Pedodonti’ yani ‘çocuk diş hekimliği’; çocukların doğumdan başlayıp tüm dişlerinin değişiminin tamamlandığı 12-13 yaşına kadar süt ve sürekli dişlerinde meydana gelen her türlü problemin tedavisini üstlenen, dişlerde çürük oluşmaması için flor jel ve fissür örtücü denilen koruyucu tedavileri uygulayan, ilerde diş ve çene bozuklukları oluşmaması için erken çekilen dişlerin boşluklarının korunmasında yer tutucuların yapıldığı diş hekimliği dalıdır.

PEDODONTİST KİMDİR?
‘Pedodontist’ çocuk diş hekimi uzmanı demektir. Pedodontist, 5 senelik diş hekimliği eğitimine ek olarak 4 senelik doktora eğitiminde çocuklarda her türlü diş tedavisinin yanı sıra çocuk psikolojisi, büyüme ve gelişim konularında da spesifik eğitim alır ve 4 senelik doktora eğitimini de tamamladıktan sonra ‘Pedodontist (uzman çocuk diş hekimi)’ ünvanı almaya hak kazanır.

ÇOCUKLARDA DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ NEDİR?

Sindirim sistemi yaşamsal öneme sahip ve sağlığımız acısından birincil önemdedir. Ağız ve dişlerimiz bu sistemin ilk parçasını oluşturup bebeklik döneminden başlayarak bakımına önem verilmesi gerekmektedir.

ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİNİN AMACI NEDİR?

Ağrının giderilmesi

Çürüğün daha fazla ilerlemesinin önlenmesi

Enfeksiyonun yayılmasının önlenmesi

Dişteki madde kaybının uygun şekilde restorasyonu

Çiğneme, konuşma ve estetiğin sağlanması

Süt dişlerinin normal düşme zamanlarına kadar ağızda kalmalarının sağlanması

ÇOCUKLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞININ KAZANDIRILMASI İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

DÜZENLİ DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ

Çocuklarda ağız ve diş sağlığı eğitimi çok önemlidir ve bunu erken yaşlardan itibaren almaları gerekmektedir. Bu da çocukluk yaşlardan itibaren düzenli diş hekimi kontrolleri sayesinde sağlanmaktadır. Amacımız çocukları diş hekimine gelmeyi sevdirmek ve diş sağlığı eğitimlerini vermektir. Çocuklarda diş hekimi kontrolleri ilk dişleri çıktığı andan itibaren başlamalı ve en az 3 ayda bir en fazla 6 ayda bir olmalıdır.

DİŞ FIRÇALAMA

Ağız ve diş sağlığında temizlik çok önemlidir. Bebeklerde ilk dişlerin sürmesiyle birlikte sabah ve gece beslenmeleri sonrası diş fırçalama ve dişeti masajı şeklinde günlük bakım uygulamalarına başlanır. Bu dönemde temiz nemli bir tülbent veya gazlı bez diş temizliğinde diş fırçası yerine kullanılabilir.

1-1,5 yaş civarında kesici dişler tamamlandıktan sonra yumuşak ve küçük başlı bir diş fırçası ile macunsuz fırçalama yapılmalıdır. Çocuklar 2 yaşına kadar tükürme işlemini yapamayacaklarından fluorozis riski nedeniyle fluoridli diş macunlarının kullanılması önerilmez. 2-6 yaş döneminde arka dişler çıkmaya başladığında küçük boy diş fırçası ve çocuklar için üretilen diş macunları kullanılmalı, günde iki kez fırçalama yapılmalıdır.

Aile diş temizliği ve fırçalama konusunda sorumlu olup diş fırçalamanın okul çağına kadar aile kontrolünde yapılması önerilir. Çocuklarda diş fırçalama bir taraftan başlanıp diğer tarafa kadar dairesel hareketlerle yapılır ve sonra dişlerin çiğneyici yüzeyleri de unutulmamalıdır. Çocuklarda elektrikli diş fırçaları da kullanılabilir. Fırçanın elektrikli olup olmaması önemli değildir. Bu sadece çocuğu motive etmek için gerekebilir. Önemli olan dişlerin mekanik olarak temizlenebilmesidir.

BESLENME

Bireyin yaşamı için gerekli olan öğelerden en önemlilerinden biri de beslenmedir. Beslenme amacı ile alınan besinler ise karbonhidratlar, yağlar, proteinler, mineraller ve eser elementler olarak sınıflandırılabilirler. Alınan gıdalar dişler sürmeden önce diş yapısı ve mineralizasyonu üzerine etkili olurken sürdükten sonra dişler üzerine topikal (direk) olarak etki gösterirler.

Çürüğün oluşumunda esas etken olan çürük yapıcı bakterilerin (S. mutans, L. casei, S. sanguis ) fermente olabilen karbonhidratları kullanarak asit oluşturmalarıdır. Oluşan asitler ise tükürük pH’sının 5.5’in altına düşmesine neden olarak minede yıkımıyla çürük gelişimi için uygun ortam yaratırlar.

Besinlerin çürük oluşturmasını etkileyen faktörler;

Fermente olabilen karbonhidratların tüketim sıklığı

Sebzelerin bir kısmı şeker içerse de şeker, süt ürünleri, meyveler ve tahıl grubu gibi fermente olabilen karbonhidratlara nazaran daha az çürük oluşturma etkisi gösterirler. Meyveli içecekler, tatlılar, kek, kurabiye ve şekerlemelerin çürük oluşturma riski vardır. Yumurta, balık, et, tavuk, sebzelerin çoğu, yağlar ve şekersiz sakızların çürük oluşumuna etkileri yoktur. Çürük oluşumuna karşı koruyucu etkileri olan besinler ise peynirler ve xylitol içeren sakızlardır.

Besinin yapısı (örn. sıvı, katı, yavaş çözünen)

Sıvı besinler ağızdan kolay temizlenebilme özellikleri nedeniyle diş aralarına giren katı besinlere göre daha düşük çürük oluşturma riski taşırlar. Çocukların severek tükettiği sert kıvamlı şekerler, karamel ve gofretler ağızda uzun süre kalarak çürük riskini arttırırlar. Patates cipsi dişe yapışma özelliği nedeniyle şekerli sakıza nazaran daha fazla çürük oluşturma riski gösterir. Patlamış mısır ve kuruyemişler ise yüksek lif ve düşük fermente olabilen karbonhidrat içeriği ile düşük çürük oluşturma riski taşır.

Yiyecek ve içeceklerin alınış sırası

Sütün ve özellikle peynirin çürük oluşturma riski yüksek bir besinle alındığında koruyucu etkisi vardır.

Besinlerin karıştırılması

Yeme sırası ve besinlerin birbiri ile karıştırılmaları da çürük oluşturma özelliklerini etkiler. Süt meyveyle, kraker peynirle yendiğinde çürük riski daha azalır.

Yiyecek ve içeceklerin besin içeriği

Tatlı bir besinin bir seferde tüketilip peşinden dişin fırçalanması aynı besinin gün içinde birkaç kez de tüketilmesine göre daha düşük çürük riski oluşturur.

Yiyecek ve içeceğin dişle temas süresi

Karbonhidratlı içeceklerin uzun sürede tüketimi engellenmeli, sert şekerler veya şekerlemeler ağızda uzun süre tutulmamalıdır. Vitamin şurupları ve çiğneme tabletleri içerdikleri şeker nedeniyle risk oluştururlar.

*Şeker, kraker, pasta, cips gibi fermente karbonhidrat içeren besinler öğün aralarında değil, öğünlerde alınmalıdır.

*Öğünün sonunda peynir yemek çürük oluşumunu engeller.

*Meyveler ve meyve sularının tüketimlerinden sonra diş fırçalama, ağız çalkalama veya şekersiz sakız çiğnenmesi çürük riskini azaltır.

KORUYUCU TEDAVİLER

Diş çürüklerinin oluşma nedenlerinden biri de diş çürüğüne elverişli bir diş yüzeyine sahip olmaktır. Dişler ‘fissür’ denilen oluklardan oluşur. Yenilen besinler bu derin oluklara yerleşerek diş çürüklerine neden olur. Buna engel olmak için koruyucu tedavilerden yararlanmak gerekir. Bu koruyucu tedavilerden biri ‘fissür örtücüler’ bir diğeri de ‘flor jelleri’ dir.

‘Fissür örtücü’ denilen materyaller özellikle çürüme riski yüksek çiğneyici dişler olan arka dişlerin oluk ve çukurcuklarına uygulanan, içerisinde ‘fluorid’ bulunan akıcı dolgu malzemeleridir. Amaç; dişlerdeki derin oluk ve çukurcuklara besin artıklarının tutunmasına engel olmak ve dişlere fluorid salınımı sağlamaktır.

‘Flor jelleri’ insan vücudu için yaşamsal değeri olan yedi eser elementten biri olan flor içeren preparatlardır. Alt ve üst çenede kaşıklar yardımıyla dişlerin dış yüzeylerine uygulanarak diş çürüklerinin oluşması önlenmektedir

 

Bugün bütün bilim dallarında olduğu gibi, tıp alanında da uzmanlaşmaya gidilmektedir. Modern diş hekimliğinde de buna paralel olarak, çocuk dişleri ayrı bir dal haline gelmiştir.

PEDODONTİ NEDİR?
Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) ‘çocuk dişleri’ anlamına gelmektedir. ‘Pedodonti’ yani ‘çocuk diş hekimliği’; çocukların doğumdan başlayıp tüm dişlerinin değişiminin tamamlandığı 12-13 yaşına kadar süt ve sürekli dişlerinde meydana gelen her türlü problemin tedavisini üstlenen, dişlerde çürük oluşmaması için flor jel ve fissür örtücü denilen koruyucu tedavileri uygulayan, ilerde diş ve çene bozuklukları oluşmaması için erken çekilen dişlerin boşluklarının korunmasında yer tutucuların yapıldığı diş hekimliği dalıdır.

PEDODONTİST KİMDİR?
‘Pedodontist’ çocuk diş hekimi uzmanı demektir. Pedodontist, 5 senelik diş hekimliği eğitimine ek olarak 4 senelik doktora eğitiminde çocuklarda her türlü diş tedavisinin yanı sıra çocuk psikolojisi, büyüme ve gelişim konularında da spesifik eğitim alır ve 4 senelik doktora eğitimini de tamamladıktan sonra ‘Pedodontist (uzman çocuk diş hekimi)’ ünvanı almaya hak kazanır.

ÇOCUKLARDA DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ NEDİR?

Sindirim sistemi yaşamsal öneme sahip ve sağlığımız acısından birincil önemdedir. Ağız ve dişlerimiz bu sistemin ilk parçasını oluşturup bebeklik döneminden başlayarak bakımına önem verilmesi gerekmektedir.

ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİNİN AMACI NEDİR?

Ağrının giderilmesi

Çürüğün daha fazla ilerlemesinin önlenmesi

Enfeksiyonun yayılmasının önlenmesi

Dişteki madde kaybının uygun şekilde restorasyonu

Çiğneme, konuşma ve estetiğin sağlanması

Süt dişlerinin normal düşme zamanlarına kadar ağızda kalmalarının sağlanması

ÇOCUKLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞININ KAZANDIRILMASI İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

DÜZENLİ DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ

Çocuklarda ağız ve diş sağlığı eğitimi çok önemlidir ve bunu erken yaşlardan itibaren almaları gerekmektedir. Bu da çocukluk yaşlardan itibaren düzenli diş hekimi kontrolleri sayesinde sağlanmaktadır. Amacımız çocukları diş hekimine gelmeyi sevdirmek ve diş sağlığı eğitimlerini vermektir. Çocuklarda diş hekimi kontrolleri ilk dişleri çıktığı andan itibaren başlamalı ve en az 3 ayda bir en fazla 6 ayda bir olmalıdır.

DİŞ FIRÇALAMA

Ağız ve diş sağlığında temizlik çok önemlidir. Bebeklerde ilk dişlerin sürmesiyle birlikte sabah ve gece beslenmeleri sonrası diş fırçalama ve dişeti masajı şeklinde günlük bakım uygulamalarına başlanır. Bu dönemde temiz nemli bir tülbent veya gazlı bez diş temizliğinde diş fırçası yerine kullanılabilir.

1-1,5 yaş civarında kesici dişler tamamlandıktan sonra yumuşak ve küçük başlı bir diş fırçası ile macunsuz fırçalama yapılmalıdır. Çocuklar 2 yaşına kadar tükürme işlemini yapamayacaklarından fluorozis riski nedeniyle fluoridli diş macunlarının kullanılması önerilmez. 2-6 yaş döneminde arka dişler çıkmaya başladığında küçük boy diş fırçası ve çocuklar için üretilen diş macunları kullanılmalı, günde iki kez fırçalama yapılmalıdır.

Aile diş temizliği ve fırçalama konusunda sorumlu olup diş fırçalamanın okul çağına kadar aile kontrolünde yapılması önerilir. Çocuklarda diş fırçalama bir taraftan başlanıp diğer tarafa kadar dairesel hareketlerle yapılır ve sonra dişlerin çiğneyici yüzeyleri de unutulmamalıdır. Çocuklarda elektrikli diş fırçaları da kullanılabilir. Fırçanın elektrikli olup olmaması önemli değildir. Bu sadece çocuğu motive etmek için gerekebilir. Önemli olan dişlerin mekanik olarak temizlenebilmesidir.

BESLENME

Bireyin yaşamı için gerekli olan öğelerden en önemlilerinden biri de beslenmedir. Beslenme amacı ile alınan besinler ise karbonhidratlar, yağlar, proteinler, mineraller ve eser elementler olarak sınıflandırılabilirler. Alınan gıdalar dişler sürmeden önce diş yapısı ve mineralizasyonu üzerine etkili olurken sürdükten sonra dişler üzerine topikal (direk) olarak etki gösterirler.

Çürüğün oluşumunda esas etken olan çürük yapıcı bakterilerin (S. mutans, L. casei, S. sanguis ) fermente olabilen karbonhidratları kullanarak asit oluşturmalarıdır. Oluşan asitler ise tükürük pH’sının 5.5’in altına düşmesine neden olarak minede yıkımıyla çürük gelişimi için uygun ortam yaratırlar.

Besinlerin çürük oluşturmasını etkileyen faktörler;

Fermente olabilen karbonhidratların tüketim sıklığı

Sebzelerin bir kısmı şeker içerse de şeker, süt ürünleri, meyveler ve tahıl grubu gibi fermente olabilen karbonhidratlara nazaran daha az çürük oluşturma etkisi gösterirler. Meyveli içecekler, tatlılar, kek, kurabiye ve şekerlemelerin çürük oluşturma riski vardır. Yumurta, balık, et, tavuk, sebzelerin çoğu, yağlar ve şekersiz sakızların çürük oluşumuna etkileri yoktur. Çürük oluşumuna karşı koruyucu etkileri olan besinler ise peynirler ve xylitol içeren sakızlardır.

Besinin yapısı (örn. sıvı, katı, yavaş çözünen)

Sıvı besinler ağızdan kolay temizlenebilme özellikleri nedeniyle diş aralarına giren katı besinlere göre daha düşük çürük oluşturma riski taşırlar. Çocukların severek tükettiği sert kıvamlı şekerler, karamel ve gofretler ağızda uzun süre kalarak çürük riskini arttırırlar. Patates cipsi dişe yapışma özelliği nedeniyle şekerli sakıza nazaran daha fazla çürük oluşturma riski gösterir. Patlamış mısır ve kuruyemişler ise yüksek lif ve düşük fermente olabilen karbonhidrat içeriği ile düşük çürük oluşturma riski taşır.

Yiyecek ve içeceklerin alınış sırası

Sütün ve özellikle peynirin çürük oluşturma riski yüksek bir besinle alındığında koruyucu etkisi vardır.

Besinlerin karıştırılması

Yeme sırası ve besinlerin birbiri ile karıştırılmaları da çürük oluşturma özelliklerini etkiler. Süt meyveyle, kraker peynirle yendiğinde çürük riski daha azalır.

Yiyecek ve içeceklerin besin içeriği

Tatlı bir besinin bir seferde tüketilip peşinden dişin fırçalanması aynı besinin gün içinde birkaç kez de tüketilmesine göre daha düşük çürük riski oluşturur.

Yiyecek ve içeceğin dişle temas süresi

Karbonhidratlı içeceklerin uzun sürede tüketimi engellenmeli, sert şekerler veya şekerlemeler ağızda uzun süre tutulmamalıdır. Vitamin şurupları ve çiğneme tabletleri içerdikleri şeker nedeniyle risk oluştururlar.

*Şeker, kraker, pasta, cips gibi fermente karbonhidrat içeren besinler öğün aralarında değil, öğünlerde alınmalıdır.

*Öğünün sonunda peynir yemek çürük oluşumunu engeller.

*Meyveler ve meyve sularının tüketimlerinden sonra diş fırçalama, ağız çalkalama veya şekersiz sakız çiğnenmesi çürük riskini azaltır.

KORUYUCU TEDAVİLER

Diş çürüklerinin oluşma nedenlerinden biri de diş çürüğüne elverişli bir diş yüzeyine sahip olmaktır. Dişler ‘fissür’ denilen oluklardan oluşur. Yenilen besinler bu derin oluklara yerleşerek diş çürüklerine neden olur. Buna engel olmak için koruyucu tedavilerden yararlanmak gerekir. Bu koruyucu tedavilerden biri ‘fissür örtücüler’ bir diğeri de ‘flor jelleri’ dir.

‘Fissür örtücü’ denilen materyaller özellikle çürüme riski yüksek çiğneyici dişler olan arka dişlerin oluk ve çukurcuklarına uygulanan, içerisinde ‘fluorid’ bulunan akıcı dolgu malzemeleridir. Amaç; dişlerdeki derin oluk ve çukurcuklara besin artıklarının tutunmasına engel olmak ve dişlere fluorid salınımı sağlamaktır.

‘Flor jelleri’ insan vücudu için yaşamsal değeri olan yedi eser elementten biri olan flor içeren preparatlardır. Alt ve üst çenede kaşıklar yardımıyla dişlerin dış yüzeylerine uygulanarak diş çürüklerinin oluşması önlenmektedir

 

Bugün bütün bilim dallarında olduğu gibi, tıp alanında da uzmanlaşmaya gidilmektedir. Modern diş hekimliğinde de buna paralel olarak, çocuk dişleri ayrı bir dal haline gelmiştir.

PEDODONTİ NEDİR?
Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) ‘çocuk dişleri’ anlamına gelmektedir. ‘Pedodonti’ yani ‘çocuk diş hekimliği’; çocukların doğumdan başlayıp tüm dişlerinin değişiminin tamamlandığı 12-13 yaşına kadar süt ve sürekli dişlerinde meydana gelen her türlü problemin tedavisini üstlenen, dişlerde çürük oluşmaması için flor jel ve fissür örtücü denilen koruyucu tedavileri uygulayan, ilerde diş ve çene bozuklukları oluşmaması için erken çekilen dişlerin boşluklarının korunmasında yer tutucuların yapıldığı diş hekimliği dalıdır.

PEDODONTİST KİMDİR?
‘Pedodontist’ çocuk diş hekimi uzmanı demektir. Pedodontist, 5 senelik diş hekimliği eğitimine ek olarak 4 senelik doktora eğitiminde çocuklarda her türlü diş tedavisinin yanı sıra çocuk psikolojisi, büyüme ve gelişim konularında da spesifik eğitim alır ve 4 senelik doktora eğitimini de tamamladıktan sonra ‘Pedodontist (uzman çocuk diş hekimi)’ ünvanı almaya hak kazanır.

ÇOCUKLARDA DİŞ SAĞLIĞININ ÖNEMİ NEDİR?

Sindirim sistemi yaşamsal öneme sahip ve sağlığımız acısından birincil önemdedir. Ağız ve dişlerimiz bu sistemin ilk parçasını oluşturup bebeklik döneminden başlayarak bakımına önem verilmesi gerekmektedir.

ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİSİNİN AMACI NEDİR?

Ağrının giderilmesi

Çürüğün daha fazla ilerlemesinin önlenmesi

Enfeksiyonun yayılmasının önlenmesi

Dişteki madde kaybının uygun şekilde restorasyonu

Çiğneme, konuşma ve estetiğin sağlanması

Süt dişlerinin normal düşme zamanlarına kadar ağızda kalmalarının sağlanması

ÇOCUKLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞININ KAZANDIRILMASI İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

DÜZENLİ DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ

Çocuklarda ağız ve diş sağlığı eğitimi çok önemlidir ve bunu erken yaşlardan itibaren almaları gerekmektedir. Bu da çocukluk yaşlardan itibaren düzenli diş hekimi kontrolleri sayesinde sağlanmaktadır. Amacımız çocukları diş hekimine gelmeyi sevdirmek ve diş sağlığı eğitimlerini vermektir. Çocuklarda diş hekimi kontrolleri ilk dişleri çıktığı andan itibaren başlamalı ve en az 3 ayda bir en fazla 6 ayda bir olmalıdır.

DİŞ FIRÇALAMA

Ağız ve diş sağlığında temizlik çok önemlidir. Bebeklerde ilk dişlerin sürmesiyle birlikte sabah ve gece beslenmeleri sonrası diş fırçalama ve dişeti masajı şeklinde günlük bakım uygulamalarına başlanır. Bu dönemde temiz nemli bir tülbent veya gazlı bez diş temizliğinde diş fırçası yerine kullanılabilir.

1-1,5 yaş civarında kesici dişler tamamlandıktan sonra yumuşak ve küçük başlı bir diş fırçası ile macunsuz fırçalama yapılmalıdır. Çocuklar 2 yaşına kadar tükürme işlemini yapamayacaklarından fluorozis riski nedeniyle fluoridli diş macunlarının kullanılması önerilmez. 2-6 yaş döneminde arka dişler çıkmaya başladığında küçük boy diş fırçası ve çocuklar için üretilen diş macunları kullanılmalı, günde iki kez fırçalama yapılmalıdır.

Aile diş temizliği ve fırçalama konusunda sorumlu olup diş fırçalamanın okul çağına kadar aile kontrolünde yapılması önerilir. Çocuklarda diş fırçalama bir taraftan başlanıp diğer tarafa kadar dairesel hareketlerle yapılır ve sonra dişlerin çiğneyici yüzeyleri de unutulmamalıdır. Çocuklarda elektrikli diş fırçaları da kullanılabilir. Fırçanın elektrikli olup olmaması önemli değildir. Bu sadece çocuğu motive etmek için gerekebilir. Önemli olan dişlerin mekanik olarak temizlenebilmesidir.

BESLENME

Bireyin yaşamı için gerekli olan öğelerden en önemlilerinden biri de beslenmedir. Beslenme amacı ile alınan besinler ise karbonhidratlar, yağlar, proteinler, mineraller ve eser elementler olarak sınıflandırılabilirler. Alınan gıdalar dişler sürmeden önce diş yapısı ve mineralizasyonu üzerine etkili olurken sürdükten sonra dişler üzerine topikal (direk) olarak etki gösterirler.

Çürüğün oluşumunda esas etken olan çürük yapıcı bakterilerin (S. mutans, L. casei, S. sanguis ) fermente olabilen karbonhidratları kullanarak asit oluşturmalarıdır. Oluşan asitler ise tükürük pH’sının 5.5’in altına düşmesine neden olarak minede yıkımıyla çürük gelişimi için uygun ortam yaratırlar.

Besinlerin çürük oluşturmasını etkileyen faktörler;

Fermente olabilen karbonhidratların tüketim sıklığı

Sebzelerin bir kısmı şeker içerse de şeker, süt ürünleri, meyveler ve tahıl grubu gibi fermente olabilen karbonhidratlara nazaran daha az çürük oluşturma etkisi gösterirler. Meyveli içecekler, tatlılar, kek, kurabiye ve şekerlemelerin çürük oluşturma riski vardır. Yumurta, balık, et, tavuk, sebzelerin çoğu, yağlar ve şekersiz sakızların çürük oluşumuna etkileri yoktur. Çürük oluşumuna karşı koruyucu etkileri olan besinler ise peynirler ve xylitol içeren sakızlardır.

Besinin yapısı (örn. sıvı, katı, yavaş çözünen)

Sıvı besinler ağızdan kolay temizlenebilme özellikleri nedeniyle diş aralarına giren katı besinlere göre daha düşük çürük oluşturma riski taşırlar. Çocukların severek tükettiği sert kıvamlı şekerler, karamel ve gofretler ağızda uzun süre kalarak çürük riskini arttırırlar. Patates cipsi dişe yapışma özelliği nedeniyle şekerli sakıza nazaran daha fazla çürük oluşturma riski gösterir. Patlamış mısır ve kuruyemişler ise yüksek lif ve düşük fermente olabilen karbonhidrat içeriği ile düşük çürük oluşturma riski taşır.

Yiyecek ve içeceklerin alınış sırası

Sütün ve özellikle peynirin çürük oluşturma riski yüksek bir besinle alındığında koruyucu etkisi vardır.

Besinlerin karıştırılması

Yeme sırası ve besinlerin birbiri ile karıştırılmaları da çürük oluşturma özelliklerini etkiler. Süt meyveyle, kraker peynirle yendiğinde çürük riski daha azalır.

Yiyecek ve içeceklerin besin içeriği

Tatlı bir besinin bir seferde tüketilip peşinden dişin fırçalanması aynı besinin gün içinde birkaç kez de tüketilmesine göre daha düşük çürük riski oluşturur.

Yiyecek ve içeceğin dişle temas süresi

Karbonhidratlı içeceklerin uzun sürede tüketimi engellenmeli, sert şekerler veya şekerlemeler ağızda uzun süre tutulmamalıdır. Vitamin şurupları ve çiğneme tabletleri içerdikleri şeker nedeniyle risk oluştururlar.

*Şeker, kraker, pasta, cips gibi fermente karbonhidrat içeren besinler öğün aralarında değil, öğünlerde alınmalıdır.

*Öğünün sonunda peynir yemek çürük oluşumunu engeller.

*Meyveler ve meyve sularının tüketimlerinden sonra diş fırçalama, ağız çalkalama veya şekersiz sakız çiğnenmesi çürük riskini azaltır.

KORUYUCU TEDAVİLER

Diş çürüklerinin oluşma nedenlerinden biri de diş çürüğüne elverişli bir diş yüzeyine sahip olmaktır. Dişler ‘fissür’ denilen oluklardan oluşur. Yenilen besinler bu derin oluklara yerleşerek diş çürüklerine neden olur. Buna engel olmak için koruyucu tedavilerden yararlanmak gerekir. Bu koruyucu tedavilerden biri ‘fissür örtücüler’ bir diğeri de ‘flor jelleri’ dir.

‘Fissür örtücü’ denilen materyaller özellikle çürüme riski yüksek çiğneyici dişler olan arka dişlerin oluk ve çukurcuklarına uygulanan, içerisinde ‘fluorid’ bulunan akıcı dolgu malzemeleridir. Amaç; dişlerdeki derin oluk ve çukurcuklara besin artıklarının tutunmasına engel olmak ve dişlere fluorid salınımı sağlamaktır.

‘Flor jelleri’ insan vücudu için yaşamsal değeri olan yedi eser elementten biri olan flor içeren preparatlardır. Alt ve üst çenede kaşıklar yardımıyla dişlerin dış yüzeylerine uygulanarak diş çürüklerinin oluşması önlenmektedir

ÇOCUK PSİKOLOJİSİ...

Bir çocuğun gelişimi her gün değişiklikler gösterir. Onlar bebekliklerinden itibaren sadece anne-babalarının söylediği kelimeleri değil, kelimelerin tonlamalarını da duyar. Vücut dillerini gözlemler, tanır ve yüz ifadelerini izler. Çocuk ve anne-baba arasında ilişki diğer tüm insan ilişkilerinden daha yoğun. Sözel iletişimin dışında sözel olmayan iletişim aracılığıyla daha da gelişir.
Çocuğunuza sarılmak, onu övmek ve sevdiğinizi söylemek iyi davranışlar geliştirmesini sağlar. Eğer çocuğunuz olumsuz bir davranış sergilerse yalnızca davranışını eleştirin, çocuğunuzu değil. Birçok anne-baba bu durumu daha da ilerletip çocuklarını uzun bir zaman zedeleyecek kelimeler sarf  edebiliyor. Ama bu çocukların sonraki yaşamlarında ilişkilerini olumsuz etkiler. Çocuğunuzu başka çocuk veya kardeşleriyle karşılaştırmak ve aşağılamak da zedeleyici bir diğer davranış. Siz en iyisi onun yanlışlarını eleştirin şahsını değil…

ÇOCUĞUM ANAOKULUNA BAŞLIYOR

 Çocuğun aileden ayrı kalmayı başardığı bu ilk sosyalleşme sürecinin başarı ile tamamlanması çok önemlidir. Zamanında başarılmamış olan gelişimsel aşamalar ilerleyen dönemlerde  daha  zor başarılmakta,  psikolojik olarak çocuğu daha olumsuz etkilemekte ve sağlıklı gelişimi olumsuz etkileyerek diğer gelişim alanlarına da zarar verdiği gözlenmektedir.
Okula uyum sürecinde aile ve okul birlikte çalışmalıdır. Aile ve okul tarafından uygulanan davranış biçimleri aynı olmalıdır.

Uyum süreci; bilişsel süreç  ve davranışsal süreç olarak iki aşamalı yapılmalıdır .
1) Bilişsel Süreç;  Aile ; çocuk anaokuluna başlamadan önce  çocuğu  okul ve orada karşılaşacağı durumlarla ilgili bilgilendirmelidir. Başlangıç aşamasında yanında ve güvende olacağı hissettirilmelidir. Aksi halde çocuk, annesinin onu bırakıp gideceği, yalnız kalacağı duygusunu yaşar. Bu duygu uyum sürecine zarar verir. “Okula gideceksin, sen artık büyüdün” ifadesi bazı çocuklarda endişe yaratabiliyor. Bu nedenle okul kelimesinden çok “oyun oynanılan yer” ifadelerinin kullanılması daha  yararlıdır.
2) Davranışsal Süreç; Çocukla okula gitmeden önce öğretmeni ile tanışmanız ,çocuğunuzun kişilik özelikleri , sevdiği oyunlar, hassas olduğu konular ile ilgili bilgi vermeniz de çok yararlıdır. Öğretmen; bu bilgilere sahip olursa çocukla daha kısa ve hızlı bir şekilde iletişim kuracaktır. Bilişsel süreçte okulla ilgili genel fikre sahip olan çocuğunuz artık okulu görmeye daha fazla hazırdır. O gün uykusuz olmamasına , hasta olmasına ve farklı bir stresel süreç yaşamamasına dikkat etmelisiniz. Aksi halde yaşanılan huzursuzluk okul kavramı ile birleşecek ve okula uyumunu  zorlaştıracaktır.
İlk Gün!  İlk karşılaşma anında ; öğretmeni ile sıcak iletişim en önemlisidir. Bunun için kontrol çocukta olmalı ve  güven duygusunun geliştirilmesine başlanmalıdır. İlk gün  sıkılmaması çok önemli olduğundan  okulda geçirilen süre çok uzun olmamalıdır. Yemek ve uyku gibi aktiviteler ertelenmelidir. Aksi halde çocuk  okulla ilgili yemek yedirilen ya da uyutulan bir yer düşüncesine sahip olacaktır. Çocuğun yanında olan kişi ( anne, bakıcı , anneanne) ; öğretmenle kaynaşmanın sağlanması için mekansal olarak biraz uzakta durabilir. Bu konuda öğretmen  aileyi çocuğun beklentilerine göre yönlendirmelidir.
Başarılı geçen ilk günün ardından ; keyifli bir eve dönüş süreci okulla ilgili olumlu düşünceleri pekiştirecektir. Evde ; öğretmenin ismi  ve okulda yapılan  aktiviteler hatırlatılabilir. İkinci gün ; süre biraz daha uzatılır . Gün içerisindeki gereksinimlerin karşılanmasında öncelik öğretmenindir. Eğer çocuk istemezse bu konuda zorlanmamalıdır .
Ayrılma sürecine ; çocuk kadar anne de  hazır olmalıdır. Anne endişelerini hissettirdiği ve çocuktan aşama aşama  uzaklaşmadığı sürece çocuğun okula uyumu zorlaşacaktır. Eğer çocuk anneye çok fazla bağlıysa, anne duygusal olarak hazır değilse alıştırma aşamasında bir başkası görev almalıdır.
Uyum sürecinde; birkaç hafta süren huysuzluk ve uykusuzluk dönemleri yaşanabilir. Anneye bağımlılık artabilir. İştah azalabilir ve uyku düzeni bozulabilir. Gece korkulu rüyalar görülebilir. Bu  davranışlar oldukça doğal  tepkilerdir. Çocuk  uyum sağlamaya başladıkça ortadan kalkacağından endişelenilmemelidir.  Sorun uzun süre devam ederse okul psikoloğu ile görüşülmesi ya da dışarıdan bir uzman desteği alınması yararlı olacaktır.
Ailenin kararlı olması ve okulla uyum içerisinde çalışması çok önemlidir. Endişeler okul psikoloğu, pedagogu , yönetim ve öğretmen  ile paylaşılabilir.
Her çocuğun okula uyum süresi birbirinden farklıdır.  Bu nedenle başka çocuklarla asla kıyaslanmamalıdır. Bu süreç çocuğun kişilik yapısına ve ailenin yetiştirme biçimine göre değişebilmektedir.
Okul öncesi dönem; bir çocuğun gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle başarılamamış  her uyum süreci  çocuğun gelişimine zarar verecektir. Bu dönemde çocuğa anlayış ve sabır gösterilmelidir. Zorlama  biçimindeki davranışlar çocuğun duygusal gelişimine ve psikolojisine zarar verir . Bu nedenle okul seçerken ; okulda bir pedagog ve psikoloğun varlığına dikkat etmelisiniz.

ÇOCUKLARDA DİSİPLİN ÖĞRETİMİ

Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir.

Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını sağlamak  için; öncelikle ona doğru bir model olmalısınız.  Akşam yemeğinde ıspanağı yemeyen  babayı gören çocuğunuzun yemek seçmesi beklenen bir sonuçtur. Bu durumda ona yemek kuralları ve beslenme ile ilgili gerekli disiplini yerleştiremezsiniz. Kurallar;  çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde anlatılmalıdır. Neden bu kuralların koyulduğu , bu kurallara uyduğunda  neler kazanacağı ve uymadığında neler kaybedebileceği ile ilgili bilgiler anne – baba tarafından açıklanmalıdır. Bu açıklamalar için ; tüm aile üyelerinin bulunabileceği bir toplantı saati ve evde bir köşe belirleyin. ( mutfak masası, Ali’ nin odası vb. )   Toplantı esnasında yiyecek ve içecek ikramının yapılması çocuğunuzu mutlu edecek ve bu olayın ciddiyetini algılamasını kolaylaştıracaktır. Gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra , çocuğunuza güvendiğinizi ve bu davranışı yapabileceğine inandığınızı söylemeyi unutmayın.  Evde ya da yaşamda sizin de uymanız gereken kurallardan bahsedin. Kurala uyulmadığında çocuğunuzun karşılaşabileceği durumları kendisine ifade edin ve bu söylediklerinizde KARARLI ( şifremiz = kararlılık ) olduğunuzu ona hissettirin. Her ne olursa olsun bu kararınızdan vazgeçmeyeceğinizi ona göstermelisiniz. Bazen yapılan konuşma sonrasında karşılıklı yazılı bir form ve imzalar çocuklar için daha motive edici olabilir.

Beklenen davranış gerçekleşmediğinde yani koymuş olduğunuz kurallar uygulanmadığında öncelikle sakin olun ( sinirlenmeyin, bağırmayın, eleştirmeyin ) ve kararlı ifadenizi devam ettirin. Başlangıçta söylemiş olduğunuz sonuçları uygulayın. Eğer çocuğunuz  beklenilen davranışı gösterdiyse öncelikle bundan çok mutlu olduğunuzu ( manevi ödül )  ifade edin. “ Bu davranışın beni çok mutlu etti. ”,“Yemeğini bitirdiğin için çok mutlu oldum.”,  “ Misafirliğe gittiğimizde arkadaşlarınla hiç kavga etmedin, onlarla çok güzel oyun oynadın ben de anneleriyle sohbet ettim, bunu yapabileceğine inanıyordum, aferin.” Gibi. Çocuklarınıza sık olmamakla birlikte maddi ödüller de sunabilirsiniz. Fakat istediğimiz özellikle doğal ihtiyaçlar ( beslenme, uyku vb) ve sosyal kurallarda çok fazla maddi ödüller sunulmaması çünkü çocuğunuzun bu davranışı yapılması gereken bir davranış olarak öğrenmesi gerekmektedir. Bir şey elde etmek için bir davranışı göstermek  anlayışı çocuğunuzun disiplin eğitimi ve psikososyal gelişimi için çok da yararlı değildir. Bu nedenle maddi ödüller sunulurken sıklığına dikkat edilmesi gerekir.

Disiplin oluşturulmaya çalışılırken uygulanan ceza davranışları çok önemlidir. Cezanın çocuğunuzun psikolojisine ve onunla kurduğunuz ilişkiye zarar vermeyecek nitelikte olmalıdır. Ceza da amaç ;çocuğunuzun farkındalığını arttırmak  ve ona iç görü kazandırmaktır. Yapılan yanlış davranış sonrasında ondan yaptığı davranışı düşünmesini isteyin ve evde bir düşünme köşesi belirleyin. (  bu köşeye birlikte eğlenceli bir isim takabilirsiniz, bazen siz de yanış davrandığınızda bu köşeye gidebilirsiniz)  Verilen ceza çok uzun süreli olmamalı ve yapılan davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır. Süre olarak  üç yaş için üç dakika, dört yaş için dört dakika , beş yaş için beş dakika, 6 yaş için yine 5 dakika olarak belirlenmelidir. Sürenin uzun olması  çocuğunuzun davranışı ile ceza arasında bağlantı kurmasını engelleyecek ve ceza amacına ulaşmayacaktır. Ceza amacına uygun olarak verilmelidir. Örneğin; oyuncaklarını toplamadığı için hafta sonu gidilecek bir geziden tamamen mahrum bırakılması çocuğunuzu çok mutsuz edecek ve sizden uzaklaşmasını sağlayarak bundan sonra koyacağınız kurallarda uyumsuzluğunu arttıracaktır

Kendi sınırlarını belirleyebilen ve kendi ihtiyaçları için yapılması gereken davranışları kazanabilen bir çocuk ileride kendine güvenen, sosyal ilişkileri kuvvetli bir birey olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemlerde bu davranışın kazandırılması çok önemlidir

ÇOCUKLARDA DİSİPLİN ÖĞRETİMİ

Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir.

Bir  davra

Disiplin ; çocuğunuzun kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini ona  göstermektir. Bu çocuğunuz için bir sosyalleşme sürecidir. Okulda arkadaşlarına vuran, yemek masasında kurallara uymayan, durmasını istediğinizde durmayan , oyuncaklarını kıran, size birçok konuda uyum sağlamakta zorlanan  çocuğunuz için disiplini yerleştirmek çok da zor değildir.

Bir  davranışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını sağlamak  için; öncelikle ona doğru bir model olmalısınız.  Akşam yemeğinde ıspanağı yemeyen  babayı gören çocuğunuzun yemek seçmesi beklenen bir sonuçtur. Bu durumda ona yemek kuralları ve beslenme ile ilgili gerekli disiplini yerleştiremezsiniz. Kurallar;  çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde anlatılmalıdır. Neden bu kuralların koyulduğu , bu kurallara uyduğunda  neler kazanacağı ve uymadığında neler kaybedebileceği ile ilgili bilgiler anne – baba tarafından açıklanmalıdır. Bu açıklamalar için ; tüm aile üyelerinin bulunabileceği bir toplantı saati ve evde bir köşe belirleyin. ( mutfak masası, Ali’ nin odası vb. )   Toplantı esnasında yiyecek ve içecek ikramının yapılması çocuğunuzu mutlu edecek ve bu olayın ciddiyetini algılamasını kolaylaştıracaktır. Gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra , çocuğunuza güvendiğinizi ve bu davranışı yapabileceğine inandığınızı söylemeyi unutmayın.  Evde ya da yaşamda sizin de uymanız gereken kurallardan bahsedin. Kurala uyulmadığında çocuğunuzun karşılaşabileceği durumları kendisine ifade edin ve bu söylediklerinizde KARARLI ( şifremiz = kararlılık ) olduğunuzu ona hissettirin. Her ne olursa olsun bu kararınızdan vazgeçmeyeceğinizi ona göstermelisiniz. Bazen yapılan konuşma sonrasında karşılıklı yazılı bir form ve imzalar çocuklar için daha motive edici olabilir.

Beklenen davranış gerçekleşmediğinde yani koymuş olduğunuz kurallar uygulanmadığında öncelikle sakin olun ( sinirlenmeyin, bağırmayın, eleştirmeyin ) ve kararlı ifadenizi devam ettirin. Başlangıçta söylemiş olduğunuz sonuçları uygulayın. Eğer çocuğunuz  beklenilen davranışı gösterdiyse öncelikle bundan çok mutlu olduğunuzu ( manevi ödül )  ifade edin. “ Bu davranışın beni çok mutlu etti. ”,“Yemeğini bitirdiğin için çok mutlu oldum.”,  “ Misafirliğe gittiğimizde arkadaşlarınla hiç kavga etmedin, onlarla çok güzel oyun oynadın ben de anneleriyle sohbet ettim, bunu yapabileceğine inanıyordum, aferin.” Gibi. Çocuklarınıza sık olmamakla birlikte maddi ödüller de sunabilirsiniz. Fakat istediğimiz özellikle doğal ihtiyaçlar ( beslenme, uyku vb) ve sosyal kurallarda çok fazla maddi ödüller sunulmaması çünkü çocuğunuzun bu davranışı yapılması gereken bir davranış olarak öğrenmesi gerekmektedir. Bir şey elde etmek için bir davranışı göstermek  anlayışı çocuğunuzun disiplin eğitimi ve psikososyal gelişimi için çok da yararlı değildir. Bu nedenle maddi ödüller sunulurken sıklığına dikkat edilmesi gerekir.

Disiplin oluşturulmaya çalışılırken uygulanan ceza davranışları çok önemlidir. Cezanın çocuğunuzun psikolojisine ve onunla kurduğunuz ilişkiye zarar vermeyecek nitelikte olmalıdır. Ceza da amaç ;çocuğunuzun farkındalığını arttırmak  ve ona iç görü kazandırmaktır. Yapılan yanlış davranış sonrasında ondan yaptığı davranışı düşünmesini isteyin ve evde bir düşünme köşesi belirleyin. (  bu köşeye birlikte eğlenceli bir isim takabilirsiniz, bazen siz de yanış davrandığınızda bu köşeye gidebilirsiniz)  Verilen ceza çok uzun süreli olmamalı ve yapılan davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır. Süre olarak  üç yaş için üç dakika, dört yaş için dört dakika , beş yaş için beş dakika, 6 yaş için yine 5 dakika olarak belirlenmelidir. Sürenin uzun olması  çocuğunuzun davranışı ile ceza arasında bağlantı kurmasını engelleyecek ve ceza amacına ulaşmayacaktır. Ceza amacına uygun olarak verilmelidir. Örneğin; oyuncaklarını toplamadığı için hafta sonu gidilecek bir geziden tamamen mahrum bırakılması çocuğunuzu çok mutsuz edecek ve sizden uzaklaşmasını sağlayarak bundan sonra koyacağınız kurallarda uyumsuzluğunu arttıracaktır

Kendi sınırlarını belirleyebilen ve kendi ihtiyaçları için yapılması gereken davranışları kazanabilen bir çocuk ileride kendine güvenen, sosyal ilişkileri kuvvetli bir birey olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemlerde bu davranışın kazandırılması çok önemlidir

nışı ya da kuralı çocuğunuza benimsetmek ve yaşam boyu uygulamasını sağlamak  için; öncelikle ona doğru bir model olmalısınız.  Akşam yemeğinde ıspanağı yemeyen  babayı gören çocuğunuzun yemek seçmesi beklenen bir sonuçtur. Bu durumda ona yemek kuralları ve beslenme ile ilgili gerekli disiplini yerleştiremezsiniz. Kurallar;  çocuğunuzun yaşına uygun bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde anlatılmalıdır. Neden bu kuralların koyulduğu , bu kurallara uyduğunda  neler kazanacağı ve uymadığında neler kaybedebileceği ile ilgili bilgiler anne – baba tarafından açıklanmalıdır. Bu açıklamalar için ; tüm aile üyelerinin bulunabileceği bir toplantı saati ve evde bir köşe belirleyin. ( mutfak masası, Ali’ nin odası vb. )   Toplantı esnasında yiyecek ve içecek ikramının yapılması çocuğunuzu mutlu edecek ve bu olayın ciddiyetini algılamasını kolaylaştıracaktır. Gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra , çocuğunuza güvendiğinizi ve bu davranışı yapabileceğine inandığınızı söylemeyi unutmayın.  Evde ya da yaşamda sizin de uymanız gereken kurallardan bahsedin. Kurala uyulmadığında çocuğunuzun karşılaşabileceği durumları kendisine ifade edin ve bu söylediklerinizde KARARLI ( şifremiz = kararlılık ) olduğunuzu ona hissettirin. Her ne olursa olsun bu kararınızdan vazgeçmeyeceğinizi ona göstermelisiniz. Bazen yapılan konuşma sonrasında karşılıklı yazılı bir form ve imzalar çocuklar için daha motive edici olabilir.

Beklenen davranış gerçekleşmediğinde yani koymuş olduğunuz kurallar uygulanmadığında öncelikle sakin olun ( sinirlenmeyin, bağırmayın, eleştirmeyin ) ve kararlı ifadenizi devam ettirin. Başlangıçta söylemiş olduğunuz sonuçları uygulayın. Eğer çocuğunuz  beklenilen davranışı gösterdiyse öncelikle bundan çok mutlu olduğunuzu ( manevi ödül )  ifade edin. “ Bu davranışın beni çok mutlu etti. ”,“Yemeğini bitirdiğin için çok mutlu oldum.”,  “ Misafirliğe gittiğimizde arkadaşlarınla hiç kavga etmedin, onlarla çok güzel oyun oynadın ben de anneleriyle sohbet ettim, bunu yapabileceğine inanıyordum, aferin.” Gibi. Çocuklarınıza sık olmamakla birlikte maddi ödüller de sunabilirsiniz. Fakat istediğimiz özellikle doğal ihtiyaçlar ( beslenme, uyku vb) ve sosyal kurallarda çok fazla maddi ödüller sunulmaması çünkü çocuğunuzun bu davranışı yapılması gereken bir davranış olarak öğrenmesi gerekmektedir. Bir şey elde etmek için bir davranışı göstermek  anlayışı çocuğunuzun disiplin eğitimi ve psikososyal gelişimi için çok da yararlı değildir. Bu nedenle maddi ödüller sunulurken sıklığına dikkat edilmesi gerekir.

Disiplin oluşturulmaya çalışılırken uygulanan ceza davranışları çok önemlidir. Cezanın çocuğunuzun psikolojisine ve onunla kurduğunuz ilişkiye zarar vermeyecek nitelikte olmalıdır. Ceza da amaç ;çocuğunuzun farkındalığını arttırmak  ve ona iç görü kazandırmaktır. Yapılan yanlış davranış sonrasında ondan yaptığı davranışı düşünmesini isteyin ve evde bir düşünme köşesi belirleyin. (  bu köşeye birlikte eğlenceli bir isim takabilirsiniz, bazen siz de yanış davrandığınızda bu köşeye gidebilirsiniz)  Verilen ceza çok uzun süreli olmamalı ve yapılan davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır. Süre olarak  üç yaş için üç dakika, dört yaş için dört dakika , beş yaş için beş dakika, 6 yaş için yine 5 dakika olarak belirlenmelidir. Sürenin uzun olması  çocuğunuzun davranışı ile ceza arasında bağlantı kurmasını engelleyecek ve ceza amacına ulaşmayacaktır. Ceza amacına uygun olarak verilmelidir. Örneğin; oyuncaklarını toplamadığı için hafta sonu gidilecek bir geziden tamamen mahrum bırakılması çocuğunuzu çok mutsuz edecek ve sizden uzaklaşmasını sağlayarak bundan sonra koyacağınız kurallarda uyumsuzluğunu arttıracaktır

Kendi sınırlarını belirleyebilen ve kendi ihtiyaçları için yapılması gereken davranışları kazanabilen bir çocuk ileride kendine güvenen, sosyal ilişkileri kuvvetli bir birey olacaktır. Bu nedenle okul öncesi dönemlerde bu davranışın kazandırılması çok önemlidir

Ebeveyn Olmak Zevk Vermeli

 

Ebeveyn Olmak Zevk Vermeli

Ebeveyn olmak sayısız fedakarlık ve devamlı sıkı çalışmayı gerektirir. Yine de bu sorumluluk çemberi içinde anne-baba olmaktan tat almayı ihmal etmeyin.
Bir çocuğun büyümesi ve hızla gelişiminden daha büyük bir sihir olur mu? Çocuğunuzu yetiştirirken, onun olumsuz davranışlarının, anne-baba olarak bu ödüllere ulaşmanızı engellemesine izin vermeyin.

Birçok ebeveyn, rahatsız edici duygulardan ve stresten uzak kalmak için çocuklarını görmezden gelir, onları dışarıya oyun oynamaya gönderirler. Böylece onlarla uğraşmak zorunda kalmazlar. Çocukların yatma zamanını iple çekerler.

Bunlar çok değerli fırsatların boşa gitmesidir ve buna neden olan davranışların belki de çoğu, aslında görmezden gelinebilir.


10 Altın kurala uyun. Mutluluğu yakalayın

1) Sorumluluk almayı ve karar verebilmeyi öğretmeye, çocuğunuz henüz çok küçükken başlayın. Onu gerçek dünyada yasamaya hazırlayın. Disiplinli ama pozitif olun.
2) Öfkeliyken ceza vermeyin. Tekrarlayan olumsuz davranışlar için, önceden planlanmış, karar vermeyi ve güvenilir olmayı öğreten cezalar verin. Çocuklar mantıklı cezalarla hayatta kalırlar.

Örneğin mahrum bırakma gibi.
3)
Çocuğunuzdan iyi davranışlar bekleyin. Çocuklar onlardan neler beklediğinizi bilir ve adeta zihninizdeki kehaneti doğrular şekilde hareket ederler. Ayrıca bazı durumlarda sizin nasıl davranabileceğinizi önceden varsaydıklarında, daha doğru kararlar verebilirler.
4) Olumsuz davranışların karşılığını verin, doğru davranın. Öfke nöbetlerini, mızmızlanmayı, şikayet etmeyi ve dalga gedmeyi değil, kibarca istenmiş istekleri yerine getirin. Tartışmaları ve boğuşmaları değil, sakince yapılan konuşmaları ödüllendirin.
5) Herhangi bir duruma müdahale etmeden önce iyi düşünün. Tutarlı olmaya özen gösterin. Tutarlı olduğunuz zamanlarda kendinizi ödüllendirin.
6) Çocuğunuzu basarili olması yönünde destekleyin ve cesaret verin. Çocuğunuza basarinin sırrının çalışmak olduğunu öğretin.
7) Kuralları önceden söyleyin. Bazen söz geçiremeyeceğinizi fark ettiğinizde, çocuğunuz tarafından sabote edilmeden önce kuralınızı gözden geçirmelisiniz. Olumsuz bir davranışın kalıplaştığını fark ettiğinizde, bir plan oluşturun. Destek ve cesaret sağlayın.
8) Çocuğunuzu davranışlarına bakmadan sevin. Çocuğunuzun pozitif özelliklerine odaklanın. Çocuğunuza doğru şeyi yapmaktan mutlu olmayı ve kendini ödüllendirebilmeyi öğretin. Çocuklarınıza kendilerini anlamayı ve kendileriyle barışık olmayı, hatalarını ve zayıflıklarını kabullenebilmeyi öğretin. Kendinizi örnek olarak gösterin.
9) Diğerleri sizi yargıladığında bile kendinize destek verin. Çocuğunuzun sizi zorlamasına ve sinirlendirmesine izin vermeyin. İyi bir örnek teşkil edebilmek için davranışlarınızı kontrol edin.
10) Sağlıklı ve mutlu bir aile ortamı yaratın. Birbirinizin gerilimini vurgulayın. Birbirinizin zayıflıklarını kabullenin. Hedeflerden ve değerlerden konuşun. Çocuğunuz bir problemi olduğunda size gelmeyi öğrenmeli. Bu onlar ergen olduklarında çok işinize yarayacaktır